sportif pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sportif pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2011 Çarşamba

Smirnoff - Purity feat. Manchester United

2008 senesinde Manchester United ile 3 yıllık bir sponsorluk anlaşmasına imza atan Diageo, amiral gemisi Smirnoff'un yeni votkası "Purity" için Asya-Pasifik bölgesine hazırladığı reklam kampanyasında United'ın Asya'daki büyük popülaritesinden faydalanmak amacıyla takımın 3 yıldızı; Ryan Giggs,Ji Sun Park ve Rio Ferdinad'ın yer aldığı bir reklam filmi çekti.

Reklamda Manchester'ın yıldızları su üstünde ve altında sürreal bir futbol oyunu oynuyorlar..



Bizim THY'nin mi Manchester kullanımı daha iyi yoksa Smirnoff'un mu ?

1 Mart 2010 Pazartesi

Güney Afrika Modası - Nike World Cup 2010


2010 G.Afrika Dünya Kupası'nda rekabet sadece katılan ülkeler, oyuncular ve taraftarlar arasında olmayacak. 4 yılda bir gelen bu global sahnede spor markaları da global pazar payı ve ciro için kapışacak.
Her ne kadar futbolun tarihi lideri, son 11 Dünya Kupası'nın, Avrupa Kupası'nın , Şampiyonlar Ligi'nin sponsoru, topların tedarikçisi , hakem formalarının üreticisi adidas da olsa ; spor pazarının global lideri Nike da, 1994 Dünya Kupası'yla başlattığı fubolda liderlik yürüyüşünü bu Dünya Kupası'yla taçlandırmak istiyor.

İşte, Brezilya Milli Takımı sponsorluğunun alınmasıyla başlayan Nike federasyonlarının 2010'da sahaya çıkacakları formaların tanıtımı Lonrda'da Battersea Power Station'da yapılan lansmanla tanıtıldı.
2010 Güney Afrika Dünya Kupası'nda Nike 9 takımı giydirecek ve bu sayıyla kendi rekorunu da kırmış olacak.
Lansmanın ana merkezi Pato'nun tanıttığı Brezilya Milli Takım formasıydı ancak en az değişiklik olan forma da bu formaydı..

Kupaya sürpriz katılan ve Nike yöneticilerini sevindiren Slovenya forması ise en sevimli gözükeni..

Geri dönüşümlü kumaşlar kullanılarak üretilen formalarda genel olarak Nike'ın futboldaki en son konsepti olan " V for Victory" çizgilerini görüyoruz.

24 Şubat 2010 Çarşamba

OYUNB'OZAN

Bursaspor sahada yoluna Sağlam adımlarla devam ederken , yönetimi de gelirleri artırmak için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyor.
İşte, efsane Fenerbahçe galibiyetinin ardından piyasaya çıkarılan t-shirtler..


20 Ocak 2010 Çarşamba

Kırmızıdan Hisse - Galatasaray Pazarlama A..Ş.


Bundan 10 yıl öncesine kadar takımlarımız kurumsallaşma konseptinden henüz habersizdi.

Kulüpler, logolarının manevi değeri yanında , ticari olarak da çok önemli birer değer olduğunu henüz idrak edememişti.

15 - 20 milyon insanın tutkuyla bağlı olduğu, kalbinin birlikte attığı başka kaç logo veya marka olabilir ki? Futbol kulüpleri ,marka ve logo bilinirliği ve sevgisi düşünüldüğünde, Türkiye'de ve dünyada en önlerde geliyorlar. Herhangi bir ticari marka için bu sevgiyi ve bilinİriliği sağlamak marka yaratmanın en zor ve meşakkatli süreci aslında. Milyonlarca dolarlık reklam ve PR çalışmaları gerektiren ve bunların en doğru uygulamalarla yapılması halinde bile sonuca ulaşamayabileceğiniz bir süreç.

İşte, böylesi bir değer ve potansiyele sahip kulüplerimiz bu kıymetten ticari değer yaratabİleceklerini veya yaratmaları gerektiğini son birkaç yıldır fark etmeye başladılar.

Birçok uygulamasını sonuçları Fenerbahçe için yararlı ve doğru da olsa gidiş yolundan dolayı tasvip edemediğim Aziz Yıldırım, bunu ilk fark edendi. Fenerbahçe'de stad yapımıya birlikte hızlı bir kurumsallaşma ve marka değerini ticari olarak kullanma çalışmaları başladı. Fenerbahçe logolu ürünlerin satılacağı Fenerium mağazalar zinciri kuruldu. Bu mağazada satılmak üzere Fenerium markası yaratılması dışında , değişik sektörlerde çeşitli markalarla lisans anlaşmaları yapılarak Fenerbahçe logosunu kendi markalarında kullanıp ürün geliştirmeleri sağlandı. Feneriumlar franchisee sistemiyle Türkiye'nin her yerinde hızla çoğaldı ve bugün 25 milyon dolar civarı ciro yapan bir zincir haline geldi.

2000'de UEFA kupasını kazanıp markasının değerini hem lokal hem de global anlamda tavan yapan Galatasaray , bu süreçte hiçbir ticari fayda sağlayamadığı gibi, bilinçsizce yapılan harcamalar sonucunda son 10 yıla damga vuran bir ekonomik çıkmaza girdi. Fenerbahçe hem stadyum gelirleriyle hem de merchandising (forma,lisanslı ürün)gelirleriyle ezeli rakiplerinin çok önüne geçti ve 2008 yılına kadar da bu trend böyle devam etti.

2008 yılında ise Galatasaray Adnan Polat'ın başkanlığında ve Yiğit Şardan gibi reklam ve pazarlama alanında Türkiye'nin önemli yöneticilerinden birinin önderliğinde yepyeni bir yapılanmaya ve oluşuma gitti. Galatasaray Pazarlama A.Ş. pazarlamanın temel prensiplerinin tamamının uygulanmaya başladığı, yaratıcı iletişim ve tasarım çalışmalarının yapıldığı , konseptlerin yaratıldığı ve bunların altını dolduracak hikayelerle desteklendiği bir yere dönüştü.

Bugün gelinen noktada da , Galatasaray , Pazarlama anlamında iki rakibinin de oldukça önüne geçti. Pazarlama A.Ş.'nin koleksiyonlarını tasarlaması için Galatasaray Lisesi mezunu , lisenin değerlerini ezbere bilen ve kültürünü sonuna kadar yaşatan Türkiye'nin önde gelen tasarımcılarından Evrim Timur ile anlaşıldı. Bununla birlikte GS Store'un kendi koleksiyonlarında gözle görülür bir gelişme olmasının yanında, bu sezonun pazarlama harikası olan mor forma da hayata geçti. Ve,işte biraz uzun yoldan da olsa bu yazının çıkış noktası olan resimde Lucas Neill'ın elindeki kırmızı formaya geldik. O da, Pazarlama A.Ş.'nin başarılarından biri. Sezon başında diğer formalarla birlikte tasarlanan, sessiz sedasız Federasyona tescil ettirilen, Federasyonun sezon başında çıkardığı forma kataloğunda da yer alan ve diğer 3 formanın satış etkisi azalmışken piyasaya sunulan kırmızı forma. Onun da diğer 3 formayla paralel ve onları takip eden bir hikayesi var. Cesareti temsil ediyor.

Kulüplerin pazarlama çalışmalarını yönetimlere bağlı kalmaktan ayırıp tam profesyonel bir yapıya kavuşturması ve böylesi ekiplerle uzun soluklu çalışmaya devam etmesi gerekiyor. Yoksa asaletin de cesaretin de bir anlamı kalmıyor. Hepsi uçup gidiyor.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Feel Like A Star - Barca & THY


Yakın tarihimizin, belki de tüm tarihimizin en büyük sponsorluk anlaşmalarından biri ile ilgili de birkaç cümle yazmak gerek heralde.

UEFA Kupası'nda çeyrek finale çıkmışcasına sevindim veya Galatasaray Messi'yi almış gibi hissettim..

Çok gurur verici ; formasına tarih boyunca paralı hiçbir sponsor almayan ve sponsorluklarına çok titiz yaklaşan Barcelona'yı Türk Hava Yolları uçuracak artık..

Tam 9 milyon € bedelli ,3 senelik bir anlaşma yapıldı THY ile El Barca arasında..

Bu anlaşma ile THY , Barcelona'nın 5.ana sponsoru oldu.
İlk 4'ünden ikisi lokal(Catalan) markalar ; diğer ikisi(Nike ve Audi)ise globaller. Yani , dünyanın en iyi futbol takımına sponsor olabilen 3 global markadan birisi Türk Hava Yolları.

THY, bundan sonra Barcelona logosunu ve ismini iletişim çalışmalarında kullanma hakkına sahip olacak ,saha kenarı ve ropörtaj panolarında ise THY logosunu göreceğiz.

Buna karşılık, THY Barcelona'nın adı ve logosunu taşıyan bir Airbus ayıracak El Barca için ve Katalan takımını her yere bu uçakla taşıyacak.
Şampiyonlar Ligi Finali için gidecekleri memlekette uçaktan inerlerken çekilip bütün dünyada yayınlanacak görüntülerde bir Türk bayrağı da olacak..
Eheh , takım gönderemedik bir türlü o kadar yükseklere ; bari uçak gönderelim, biz milletçe onunla da avunuruz..

Bu, THY için çok büyük bir adım. Zaten, dünyada saygın bir adı var THY'nin ama Barcelona sponsorluğu da bunun üstüne bir imza gibi..
"Biz dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden biriyiz ; birincisi bile olabiliriz" demek bu aslında..
Emirates nasıl bu kadar büyüdü , nasıl dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden biri oldu biliyor muyuz? Peki Arsenal'in 7-8 yıl önce yaptığı yeni stadının isim sponsoru kim?
İşte , Emirates'i dünyanın tepesine taşıyan, marka bilinirliğini en yüksek seviyeye çıkartan bu sponsorluk stratejisiydi.
Bu yoldan giden THY'ye başarılar diyelim ; kazasız belasız uçuşlar diyelim..Aman ha! Ağzınızdan yel alsın..
Ortaklığın ilk uçuşu Dünya Kulüpler Kupası'na ; AbuDabi'ye idi..Sorunlu bir başlangıç oldu THY için..İspanyollar, kaşıkçı elmaslarını Türklere kaptırdıklarına çok da mutlu gözükmüyorlar , bürokratik sorunlar çıkarmışlar..

18 Kasım 2009 Çarşamba

Casper Ersan


Ersan İlyasova Milli Takım'ın da Avrupa Şampiyonası'nda en iyi performans gösteren oyuncularından biriydi.

Sakin gözüken , çok da ön plana çıkmayan bir yapısı var gibi duruyor. Sahada gösterdiği performans kadar saha dışı faaliyetlerde , imaj ve reklam çalışmalarında , PR aktivitelerinde başarılı veya aktif de gözükmüyordu..

Bu sezon başında tekrar maceraya atıldı ve NBA'de şansını bir kez daha denemeye gitti. 10. maçlara gelinirken de kalıcı olacağının ve başarılı bir NBA kariyerinin kendisini beklediğinin sinyallerini yine sahada vermeye başladı bile..

Ya saha dışı ?
Evet , Ersan da NBA yıldızı olduğu için bir markanın yüzü olması adına tonlarca para ödenen, ancak kampanyanın bütün bütçesi kendisine harcandığı için başka hiçbir stratejik veya kreatif çalışma yapılmayan saçma sapan , hatta dalga geçilesi hallere düşen reklam mağdurları arasında yerini aldı. (And the oscar goes to Mehmet Okur , Dimes ; runner up Hido Turkoğlu, 3G )

Bu sefer marka teknoloji markası ,Casper..
Ürün Casper Nirvana ; dünyanın en hızlı işlemci teknolojisiyle donatılmış bilgisayarı..Ersan bölünerek çoğalıyor reklamda ; amip gibi..

Bu Casper bunu hep yapıyor ya ; aklıma gelenler Kenan Sofuoğlu ve Semih Şentürk'ü de bölüp çoğaltmışlardı ; ne kafası acaba bu ?

Ha, bu arada daha da majör bir hata var ; ürün Casper , işlemci İntel',in. Casper reklamında neredeyse Intel'in reklamını yapıyor ; orası da tartışılır..Yani , nerden tutsan elinde kalan bir kampanya çalışması ve üç kuruş için bunca karizmasını çizdiren , imajını değerini düşüren mağdur bir NBA yıldızı..

Ya Ersancım , hiç mi bakmıyosunuz oralardaki arkadaşların nasıl işlerde yer aldıklarına ?

4 Kasım 2009 Çarşamba

Castrol Rankings


Abi bence gelmiş geçmiş en büyük oyuncu Cristiano Ronaldo..Üstüne adam tanımam.
Yok olum, Maradona daha iyiydi bence..
Messi gibisi gelmedi be abi..

2010 Dünya Kupası resmi sponsorlarından Castrol , bu sorunun cevabını kişiden kişiye değişmeyecek ve görecesiz hale getirecek bir yol buldu. Artık , Dünyanın en iyi futbolcusu bilimin yardımıyla ve sahada gösterilen performansın tüm ayrıntılarıyla sayıya dökülmesiyle belirlenecek.

Castrol bunu yapabilmek için bir endeks geliştirdi. " Castrol Index "

Bu endeksin onlarca parametresi var. Çıkış noktası da bir oyuncunun sahada yaptığı her hareketin takımının gol atmasına veya yemesine pozitif veya negatif ne kadar katkı yaptığını hesaplayıp bunu puanlandırmak ve maç boyunca oyuncunun bir toplam endeks puanını hesaplamak.

Castrol Rankings , dünyanın 5 büyük ligi ve Şampiyonlar Ligi'nde oynanan bütün maçları 65 kişilik bir analiz ekibiyle İngiltere'deki merkezinde yüksek teknoloji veri girişi ve analizi programları yardımıyla izliyor ve klavyede her hareket için tanımlanmış kısayolları kullanarak oyuncuların endeks puanlarını oluşturuyor. Mesela, oyuncu her attığı olumlu veya olumsuz pas da puanlar topluyor ancak bu pasların oyunun hangi alanında olduğunu ve skora etkisinin ne olduğu her pas için değişiyor. Aynı şekilde atılan ve yenilen goller de zorluk derecesi , golde kalecinin payı, golcünün payı gibi çeşitli etkenlere göre farklı puanlanıyor.

Bu puanlar her ay sonunda toplanıyor ve dünyanın geçtiğimiz ay içerisindeki en iyi futbolcusu ortaya çıkıyor.


Bu durumda dünyanın en iyisi de sakatlık yaşamayan , performansını hep belirli bir seviyenin üstünde tutabilen ve bunu yaparken de skorun üzerinde etkisi olan oyuncular olabiliyor.

Sistem aslında en ilkel açıklamasıyla bizim de spor gazetelerimizin yaptığı ligin en değerli oyuncusu puan sıralamasına benziyor. Orada endeksi oluşturan 5 - 6 parametre varken ; burada bu sayı 65'e çıkıyor ve 5 dünya ligi aynı anda değerlendiriliyor.

Castrol Rankings'de Ekim ayında Thierry Henry dünyanın bir numarası ,takım arkadaşı Messi ikinci ve Cristiano Ronaldo da 3.sırada..Ronaldo lansmanı yaparken bir numaranın içindeydi ama 1 aylık sakatlığı O'nu listeden biraz daha uzaklaştırabilir.

13 Ekim 2009 Salı

Devler Ligi'ne Var Mısın Yok Musun ?


Acun'un yeni projesi Devler Ligi bu pazar start aldı..

Acun'un futbol camiasındaki eski yeni herkesle yakın olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta Rıdvan Dilmen, NTV ekibi, Arda Turan ve birçok ünlüyle fırsat buldukça gece 3-4 gibi uçuk saatlerde halı saha maçları da yapıyor. Bu proje de o maçların sonrasında limonata içip serinlerken çıkmıştır diye düşünüyorum. Çünkü adam medyada o kadar kuvvetli ve Türkiye o kadar Acun'un ağzının içine bakıyor.

Şimdi ; projenin kurgusu ,içeriği, çekimleri, kastı vs... ;bunlarla hiçbir sorunum yok. Hepsi dört dörtlük..

Ama; fikir genel olarak çok boş! Yani , aralarında halı saha maçı yapan 40 - 50 yaşlarında bir grup eski futbolcuyu izlemek prime time için ne kadar ilgi çekici olabilir ki?

Anneleriniz izlemek ister mi mesela ? Genel olarak kadınlar ? Futbolu sevmeyenler ?

Benim için ilginç olabilir ; ben o adamları futbol oynarken de izledim, bakalım ne hale gelmişler diyebilirim ama hedef kitle bayağı zayıf bence..

Olayın en çok kazananı bence Nike. Tüm takımları tepeden tırnağa giydirip futbol ürünlerinin geniş bir reklamını yapıyorlar.

Bir kazançlı da orada oynayan eski futbolcular!! Hiç yoktan halı saha maçı yapıp ceplerine milyarlar koyuyorlar. Maç başı galibiyet primleri var her maça..Bir de kazanan takımın her oyuncusu 100'er milyar alacak.

Beni de bir takıma alsalardı yaw !

Bir de, magazinsel bakalım ;

En magazin oyuncu : Tabii ki Tanju Çolak !


Sahada hiçbirşey üretemediğinden olsa gerek sürekli kameralara oynuyor. Kendi takım arkadaşlarına , Erman Hoca'ya, herkese bilinçsizce bağırıp duruyor.

En kıro karakter : Erman Toroğlu !

Hakemliği zamanında oyuncularla da böyle iletişim kuruyorsa ; dayak yemeden hakemliği bırakması mucize olmuş.


Hala Bitmeyenler : Oktay Derelioğlu , P.Van Hooijdonk gayet iyi durumdalar ama çiseler gibi yağsa da Sergen bir - iki hareketle insanı hala mest edebiliyor.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Markalar için Yeni Sezon

Bugün 2009-2010 sezonu başlıyor.

Spor markaları için de gösteri başlıyor ; özellikle de iki dev nike ve adidas için..

Nike her sezon olduğu gibi yine sezonun ilk günü için medya planlamasını yapmış ve spor gazeteleri Fanatik ve Fotomaç'a cover olarak yeni kampanyasını çıkmış ;

" Farkı Sen Yarat "


En Son " V for Victory " kampanyasını yapmışlardı ,şimdi de " Make The Difference " .

Nike'ın pazarlama dili "ben merkezli" ve emir kipinde konuşan bir dil. Sürekli yap , et, dur ,git, gel, vur gibi sert mesajlar içeriyor , renkler karanlık ve kasvetli ,genel görünüş agresif ve savaşçı.. "Amansız Ol" gibi.. Bu kampanyada da aynı dil ve yine çok uzun epik bir metin kullanılmış. İlanın asıl amacı yeni kramponları promote etmek ve ön sayfadaki metin daha sonra arka sayfada yeni kramponun görseli ve ona ithaf edilmiş bir metinle devam ediyor. Ligin başladığı gün spor markalarının medya planlaları için en önemli gün.. Nike de spor gazetelerini kapatmış.



adidas ise Nike'tan farklı olarak lokal TV reklamları çekmeyen ve lokal assetlerini kullandığı işler yapmayan bir marka. Geçen yıla kadar Galatasaray ve Fenerbahçe'nin sponsoru olan ancak BJK ile çalışmayan adidas, bu sene Beşiktaş'ı da portföyüne katınca lig üzerinde büyük bir üstünlük sağladı ve 3 büyük takımı da biraraya getirdiği için ulusun tamamına hitap etme şansı kazandı.

Bugün Nike'ın spor gazetesi coverlarına adidas da tüm büyük ulusal gazetelere verdiği "3 Büyuk Forma, Tek Marka! " ilanıyla cevap verdi. Lokal olarak hazırlanan bu iş için Fenerbahçe'yi Semih , Galatasaray'ı Servet ,Beşiktaş'ı da Ferrari temsil ediyor..

28 Temmuz 2009 Salı

Kırmızıyla Moruna


3 büyüklerin forma sponsorluğunda aynı markayla anlaşması ve hepsinin de bu sene adidas'ın 3 çizgisiyle mücadele edecek olması nedeniyle sezon başı forma lansmanları da artık TSYD kupası formatına döndü. Bir - iki hafta boyunca büyükler sırayla yeni formalarıyla arz-ı endam edereken, taraftarlar ve medya için de atış başlıyor..

Dün akşam da sarı kırmızı forma lansmanı vardı..Sarı ve kırmızının gitgide azaldığı formaların lansmanı. Herkesin seneye renk skalasından bize ne düşecek acaba demeye başladığı formalar..

İki sene çnce Fenerbahçe'nin turkuazıyla başlayan farklı renkli ticari forma konseptini, Galatasaray da geçen yıl Turuncuyla "me too" yapmıştı. Olmuştu da turuncu, en azından akla fikre sığdırılacak bir hikayesi vardı.
" Sarıyla kırmızını karışımı "

Pazarlama stratejisi anlamında baktığımızda bu tip alternatif bir renk kullanmak, klasik formaları almış ve daha da almayacak olan taraftara da forma satabilmek adına akıllı bir strateji aslında. Ama böyle radikal stratejiler devamlı olduğu zaman değer kazanıyor ve benimseniyor. Daha da önemlisi markalar bu projelerinin ekmeğini lansmanlardan bir süre sonra, tüketici fikre biraz daha alışınca yiyor.

Peki Galatasaray ne yaptı? Bir doğruyu hemen bir yanlışla götürdü ve turuncuyu iptal edip bu sefer daha da radikal olan moru çıkardı alternatif renk olarak!! Yani, mor rengi beğenmek ya da beğenmemek ayrı bir konu (ben de beğenmedim) ama daha yanlış olan turuncudan bu kadar çabuk tamamen vazgeçmek. Bu sezon da turuncu en azından formaların detaylarında bir yerde ve GS Store koleksiyonunda yer almalıydı.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Talihsiz Reklam


Ukrayna Ligi takımı FC Karpaty'nın forma göğüs reklamı oldukça manidar..

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Tıklanma Oranları


Mobil iletişim spor kulüplerinin de resmi bilgi akışını sağladıkları bir numaralı mecra oldu. Artık bir kulüple ilgili önemli her karar resmi sitede yayınlanmadan "resmi" olmuyor. Basın , taraftarlar , kamuoyu ; kulübün transferleri , basın toplantıları, organizasyonları ,programı, resmi açıklamaları gibi konular için resmi siteyi referans alıyor.

E tabii, bununla birlikte "en çok kimin sitesi ziyaret ediliyor ?" , oradan da "en çok kimin taraftarı var?" gibi sorular ve taraftarlar arası çekişmeler başlıyor.

Biz de internet kullanıcıları üzerinde yaptıkları araştırmalarla bu konuda dünyanın en iyisi olan alexa.com'da açıklanan gerçek verilere bakalım..


Galatasaray.org birinci Fenerbahce.org ikinci olmuş, Beşiktaş ise üçüncü… Fakat Türkiye içerisinde sıralamalardaki yerleri çok da iç açıcı değil:Galatasaray,103. Fenerbahçe 111. Beşiktaş 253. Futbol; Türkiye’nin en büyük eğlence kaynağı, en büyük eğlence sektörü ve bu üç takım futbol-eğlence endüstrisinin en büyük üç aktörü… Ama internet siteleri hiç de hak ettikleri seviyede ve sıralamada değil.

Galatasaray.org / dünyada 6,646 (Türkiye'de 103)
Fenerbahçe.org 8,106 (Türkiye'de 111)
BJK.com.tr 21,023 (Türkiye'de 253)
Trabzonspor.org.tr 56,434 (Türkiye'de 1,237)
Bursaspor.org 142,243 (Türkiye'de 2,513)
Sivasspor.org.tr 255,951 (Türkiye'de 5,630)

Kulüplerin sitelerini daha interaktif birer platform haline getirmeleri ve taraftarların sitelerden sağlayabilecekleri faydaları artırmaları gerekiyor. Avrupa'nın ünlü kulüplerinin sitelerinde sadece siteye üye olduğunuzda erişebildiğiniz içerikler var. Kulübün maçlarını site üzerinden satın alıp canlı izleyebiliyorsunuz. Bu tip siteye özel imkanlar artmadıkça bu sitelerin tıkları da artmaz..

19 Haziran 2009 Cuma

Palmeiras Forma Lansmanı


Eskiden stadyumda sezon açılışları vardı. Merak ve heyecanla o gün beklenirdi. Yeni transferler , yeni formalar ilk defa o gün stadda taraftarın önüne çıkardı ve hep o ilk gören şanslılardan biri olmak isteyen taraftarlar stadı tıklım tıklım doldururdu. Son 10 yıldır hazırlık programının sıkışıklığı, transferlerin geç belli olması vb. sebeplerle bu gelenek ortadan kalktı ve forma lansmanını bir defileyle yapma geleneği başladı. Çok sıkıcı ve alaturka bir gelenek!!

Brezilya'nın Palmeiras takımı ise forma lansmanı için sponsoru adidas ile birlikte daha yaratıcı bir metod seçmiş. Önce teaser olarak takımında içinde olduğu ufak bir film çekip bunu youtube'dan yayınlayan Brezilya adidas , Palmeiras taraftarları arasında bir merak ve heyecan yaratmış , daha sonra da merakla beklenen formaları bir defile ile görücüye çıkarmış. İnternet filmini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz :

http://www.facebook.com/video/video.php?v=218075125640&ref=mf

Bizim takımlarımız da bu tip yaratıcı fikirlere açık olsa keşke..

14 Haziran 2009 Pazar

Tek Kaybeden


Real Madrid taraftarları için rüyaları gerçekleştiren adam Fiorentin Perez. Transfer döneminde rüyalarında gördükleri her oyuncuyu Bernabeu'ya getiren Noel Baba'ları.
Florentin Perez futbol dünyasına geri döndü. Hepimizin gözü aydın!!

İlk başkanlık döneminde Zidane, Figo, Ronaldo ve Beckham'ı alıp Galacticos 1 projesini gerçekleştiren Florentin Perez, yeniden seçilir seçilmez Galacticos 2'yi başlattı. Biraz hızlı bir başlangıç oldu yalnız bu sefer. Adam 24 saatte 260 milyon € harcayıp, dünyanın en iyi 3 oyuncusundan ikisini dünyanın en iyi 4 takımından ikisinden alıverdi.


Cristiano Ronlado transferinde ;

Ronaldo kazandı ; 3 yıldır Madrid'de oynaka istiyordu, sonunda muradına erdi. Bunu yaparken de dünyanın en pahalı futbolcusu oldu ;

Manchester United kazandı ; 95 milyon €, fazla söze gerek yok ;

Real Madrid kazandı ; Kötü geçen sezonun ardından bu transferlerle şampiyon olmuş gibi hissetmeye başladılar ;

Ronaldo'nun menajeri kazandı ;

Bir tek Cristiano Ronaldo'nun sponsoru Nike kaybetti!!

Ronaldo United'da oynarken Manchester'ın da sponsoru Nike olduğu için CR7'nin her maçı her şutu onlar için bir reklam karesi , bir kampanya görseliydi. Ekstra bir dekora, mekana, kıyafete gerek yoktu. Nike'ın en büyük oyuncusu, Nike'ın en büyük takımındaydı zaten..


Şimdi ne oldu ; Nike'ın en büyük oyuncusu adidas'ın en büyük takımında ,
Ronaldo'yu eskisi kadar efektif kullanamayacak Nike,
İşte bu transferin tek kaybedeni..

4 Haziran 2009 Perşembe

Forma Sponsorluğu


Futbol takımlarının forma sponsorluğu marka bilinirliğini artırmak için en önemli mecralardan biri. Hele de forma Manchester United forması ise dünyanın her yerinde görülecek , bilinecek, duyulacak bir mecradan bahsediyoruz.

United'ın sigorta firması AIG ile olan forma göğüs sponsorluğu 2010 - 2011 sezon sonunda bitiyor ve bu yeri bir başka sigorta şirketi AON dolduruyor..Tabii bunun için de 4 yıllığına 80 milyon pound'u da Manchester'ın kasasına koyuyor.

Türkiye'de bu bedellerin en yükseği senede 5 milyon € civarı..Türk Telekom'un Galatasaray'a önümüzdeki sezonun forma sponsorluğu için ödediği miktar bu civarda. Dünyadaki top meblalar ise :

1. Bayern Munich (T-Home) £17.03m

2. Real Madrid (Bwin) £12.78m

3. Chelsea (Samsung Mobile) £10.73m

4 . Schalke '04 (Gazprom) £10.22m

5 .AC Milan (Bwin) £10.22m

United da başa oturuyor bu durumda.



Peki ya şampiyon Barcelona ? Onların formaları o kadar kutsal ve değerli ki , ticari bir unsur haline getirip ondan para kazanmaktan başka amaçlara hizmet ediyor. O forma aslında bayrak!!

3 Haziran 2009 Çarşamba

Viva La Vida

Barcelona'nın bu muhteşem sezonuna damga vuranlardan biri de Coldplay'in Viva La Vida şarkısı oldu..

Tüm sezon boyunca soyunma odasında ve takım otobüsünde çalınan bu şarkı Guardiola'nın favori şarkısıydı ve tüm oyuncular tarafından da çok beğenildi.

Xavi şarkının kendilerine ilham verdiğini ve motive ettiğini;
Piquet de şarkının sözleriyle gaza geldiklerini belirtiyor;

Dani Alves ise hiç uzatmamış ; Ben İngizilce anlamıyorum bu yüzden şarkı da bana bişey ifade etmiyor. Gerçi nakarat İspanyolca ama ;

Şarkı, Barcelona'nın kupayı kutladığı Neu Camp turunda ve zaferle ilgili hazırlanan resmi kliplerde de kullanılıyor.

İşte şampiyonluğun şarkısı ;

28 Mayıs 2009 Perşembe

adidas F50 Ignite - Every Team Needs a Spark

Krampon savaşının galibi Messi'nin ilk kez dün gece giydiği adidas F50i oldu..Kampanya görselleri oluştu bile..





27 Mayıs 2009 Çarşamba

Bir Başka Final


Şampiyonlar Ligi Final maçı dünyanın en çok izlenen spor etkinliği. Yani, spor markalarının veya sporu pazarlama iletişim aracı olarak kullanan markaların mesajlarını en çok kişiye duyurabilecekleri, en yaygın reklamı yapacakları olay..Onlar da bir yıldır ürünlerini , kampanyalarını, lansmanlarını, sponsorluk sözleşmelerini bu gala maçına göre yapıyorlar. Bu maçta en son ve en gelişmiş ürünler ilk kez ayaklarda olacak ,sezon kampanyaları ilk kez ekranlarda dönecek, markalar da kendi aralarında yarışacaklar.

Messi adidas'ın futbol yüzü ,
Ronaldo Nike'ın ikonu ,
Eto'o Puma'nın en büyük yıldızı ,
Henry ve Giggs de Reebok'ı temsilen yarışmaya katılıyorlar.


adidas, hem F50i Tunit kramponlarının Cyan renkli en son versiyonunu ilk kez sahalara Messi ile bu maçta çıkaracak hem de yeni futbol kampanyası "Her Takımın Bir Kıvılcım'a ihtiyacı vardır"'ın dünya televizyonlarında lansmanını yapacak. Kampanyada Messi'ye Zinedine Zidane eşlik ediyor.

Cristiano Ronaldo Nike Vapor Superfly ile ;
Henry ve Giggs de Reebok'ın en son kramponu Instante ile ilk kez boy gösterecek.
Eto'o ise Altın sarısı Puma King Gold ile oynayacak.

Bakalım bu savaştan kim galip çıkacak..

13 Nisan 2009 Pazartesi

Galatasaray Mobile

İstanbula geldiğimde olağanüstü bir ilgiyle karşılandım.
İşte o an Tanrının beni arzu ettiğim yere gönderdiğini düşündüm.
Biliyorum ki bu formanın hakkını verirsem bu taraftar beni hiç unutmaz..
İyi futbolcu maç kazandırır, takım ruhuysa şampiyonluk..
Taraftarın bana olan güvenini iyi biliyorum, ve üzerime düşeni en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.


Lincoln'ün oynadığı Galatasaray Mobile reklamının Lincoln'ün ağzından okunan metni bu..Dünkü iğrenç derbiden sonra Tv'den olayları izlerken gördüm, sinirim bir kat daha arttı.

Dalga mı geçiyorsunuz yoksa bu kadar mı amatörsünüz?

Adamın özüyle sözü bu kadar siyahla beyaz olur mu?

Taraftarın gözünde de maskesi düşmeye başlayan Lincoln'ü Galatasaray'ın en önemli projelerinden birinin tanıtım yüzlerinden biri yapmak ne kadar anlaşılır ki?

Böylesi bir tanıtım için takımın en önemli , en sevildiğine inanılan, taraftarın gözünde en değerli oyuncuları seçilir. O zaman Galatasaray için de Lincoln bu oyuncu!!

Çık işin içinden..

6 Nisan 2009 Pazartesi

Örümcek Adam


Galatasaraylılar O'nu dört gözle bekliyor.

Bordeaux maçında sakatlanan Mehmet Topal'ın yokluğunda Galatasaray orta sahası çok zorlandı , yerini dolduramadı. Uzun bacaklarıyla her yere yetişen Mehmet'in lakabı da bu yüzden "Örümcek"..

Bekliyoruz..