Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2010 Pazartesi

Beşiktaş 1 Galatasaray 1 - Sırat Köprüsü Geçilirken


24 Ocak'ta Ali Sami Yen'de oynanan ve Galatasaray'ın 1 - 0 kazandığı Gaziantepspor maçı bittiğinde fikstüre bakmış ve eldeki kalanlarla Galatasaray'ın Şubat ayından nasıl çıkacağını düşünmüştüm.

24 Ocak - 26 Şubat tarihleri arasında Galatasaray'ın programı şöyleydi :

Ankaragücü deplasman (Ziraat kupa rövanş)
Denizli deplasman (lig)
Antalya deplasman (Ziraat kupa ilk maç)
Kayseri deplasman (lig)
Antalya içerde (Ziraat kupa rövanş)
Ankarasapor (bay)
Atletico Madrid deplasman (UEFA Avrupa Ligi)
Beşiktaş deplasman (lig)

O gün itibariyle Baros, Sabri, Kewell, Hakan Balta sakattı , sonra Antalya deplasmanında Jo da eklendi bunlara.
Forvetsiz geçecek bir deplasman turu..Topu karşı sahaya daha az götürdüğün ve götürdüğünde de ön alanda bir süre tutacak bir oyuncuya en çok ihtiyaç duyulan dönem. Pek de parlak gözükmüyordu tünelin ucu..

Bugün gelinen nokta bence Galatasaray için bu şartlarda harika olarak nitelendirilebilir. Fenerbahçe'nin ligdeki beklenmedik puan kayıpları da kreması oldu bu direncin. Burada, berabere bitirilen 3 çok önemli maç var ; Kayseri, Beşiktaş ve Atletico..Bunların 3'ünde de eksik kadrosu ve olmayan hücum kurgusuyla rakiplerine üstünlüğü vermeyen , defansta fazla hata yapmayan, hücumda da zorla da olsa şapkadan gerekli tavşanı çıkaran bir takım izledik.

Bundan sonra her geçen gün bir sorunundan daha kurtulacak bir Galatasaray olacak. Baros, Kewell ve Sabri de 2 hafta sonra dönünce kalan 2 hedefini de sonuna kadar götürebilecek bir takım izleyeceğimizi düşünüyorum.

15 Ocak 2010 Cuma

Ederi Bu Mu ?


Öncelikle , bir özür ile başlayalım.
Lig tatile girdiğinden beri, bu blog da biraz tembelleşti. 1 aydır entry kıtlığı vardı ; bunun için özürler bizden ; takibe devam sizen diyelim ve gündemin ağır topuyla sezonu açalım..

Kulüplerin gözü aydın ; önümüzdeki sene harcayacakları harçlıkları belli oldu. Sevgili Süper Lig Kulüplerimiz önümüzdeki 4 yıl , bundan önceki 4 yıldır harcadıklarının iki katını çarçur etme şansına sahipler. DigiBaba'larının gönlünden onlar için senede kemiksiz 321 milyon dolar koptu..

Türkiye'nin en meşhur ihalesinin gündeme girişi aslında yazın başında Aziz Yıldırım , Adnan Polat ve Sadri Şener'in katıldığı Uğur Dündar'ın Arena programında olmuştu. Aziz Başkan orada yeni ihale bedelini direk açıklamıştı ;
" 400 milyon dolardan aşağı olursa FB'yi havuzdan çekerim "

Birçok insan , o gün için bu miktarı önemsememiş , "Başkan uçuyo" diye düşünmüştü, benimse kafamda o günden bugüne ihalenin bu sonuçla biteceği fikri vardı. Öyle de oldu ;
A, B ve C paketlerinin toplam bedeli net 375 milyon dolar olarak sonuçlandı.
Aziz Yıldırım'ın TFF, Kulüpler Birliği, ve futbolun diğer kurumları üstünde var olan etkisinin ,O'nun şahsından kaynaklı olarak Fenerbahçe'ye yaranmaya çalışan bir futbol kamuoyu olduğunun en büyük kanıtıdır bu bedel..


Burada sorulması gereken esas sorular geliyor akla ;

1 - Turkcell Süper Lig bu kadar eder mi?

Birbirimiz kandırmayalım ; televizyon kanallarının çokluğu ve rekabeti sayesinde hepimiz Türkiye Ligi'ni de , Avrupa'nın diğer bütün önemli liglerini de evimizde takip ediyoruz. Futbolumuzun oyun kalitesi , oyuncu kalitesi , hadi bunları da geçtim ; oyunun oynandığı ortamın kalitesi Avrupa'nın büyük liglerinin ne kadar gerisinde olduğunu bir kez daha söylememe gerek yok..Bu ligde sadece İstanbul'da maç oynanmıyor ; Diyarbakırda, Sivas'ta, Elazığ'da, Van'da da Turkcell Süper Lig maçları var ve buralardaki fiziksel ortam henüz İngiltere veya Almanya'nın 4.ligleri seviyesinde. En büyük stadlarımız bile çağın çok gerisinde (Ör:Ali Sami Yen)..
İhale edilen aslında tüm bunların toplam kalitesi ;
Bu yüzden ederi değil diyorum ;

2 - Yayın ihalesinin bedeli Avrupa'da kaçıncı sırada ?

Turkcell Süper Lig Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi. Dünkü ihalenin 321 milyon dolarlık bedeli ise 5.liğe yerleşti. Fikir vermek açısından yayın haklarının en pahalı olduğu lig 700 milyon dolarlık bedelle İngiltere Premier Ligi. Ancak, burada düşünülmesi gereken daha önemli bir nokta var ;
Önümüzdeki 5 büyük ligin ekonomisinde yayın haklarının payı %35-50 civarı iken, bizim ligimizin değerinin % 85 - %90'ını oluşturuyor yayın hakları geliri..Yani, yayıncı kuruluşun aktardığı paralar olmasa ligimizin yarattığı başka gelir kaynakları yok denecek kadar az. Takımlarımız forma ve ürün satışından (merchandising), sponsorluk ve lisans anlaşmalarından , stadyumlarından veya oyuncu alım-satımından para kazanamıyorlar. Varsa, yoksa Dıgıturk ve İddia'dan gelecek paralara bakıyorlar. Yöneticilerin kolayına da gidiyor bu yöntem ; ne de olsa yayın haklarından ligin sonuncusu bile 15 - 20 milyon dolar arası para alıyor. Başka gelir kaynakları yaratmaya , bunun için emek harcamaya ne gerek..

3 - Yaratılan bu kaynak nasıl değerlendirilecek ?

Bizde bugüne kadarki yöntem değerlendirmek değil harcamak , tüketmek , çarçur etmek şeklinde anlatılabilir. Bundan sonrası da böyle olursa 4 - 5 yıl sonra ligimize 100 milyon dolar verecek bir yatırımcı bile bulunamayabilir..Digiturk, Ertan Özertem'in de ihaşeden sonra söylediği gibi kendi üzerine düşenden fazlasını son kez yapıyor ve karşılığında TFF ve kulüplerden de bu kaynakla kendilerini geliştirip , lige katma değer yaratmalarını bekliyor.

23 Aralık 2009 Çarşamba

YılmazPAŞA

Ligimizin ilk yarısını da aslında iki yarı gibi yaşadık.

Geçen senenin acısını çıkartırcasına başlayan bir Galatasaray ve Fenerbahçe ilk 8 hafta ligi domine etti ve herkes şampiyonluk yarışı bitti , gerisine bakalım moduna girdi..

Sonra ne oldu?
Galatasaray salto yaomaya başladı önce , ezeli rakibi de aşağı kalır mı? İhtiyacı olanlara birer ikişer dağıtmaya başladı puanları. Yetmedi , 3 maç üstüste 3'er 3'er harcadı kredileri..

Herkes Beşiktaş'ın, Kayseri'nin, Bursa'nın çıkışlarını konuştu ama esas çıkış Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sından geldi aslında..


Yukarıdaki puan durumu ligin son altı haftasına ait. Bu tabloda Galatasaray 5 , Fenerbahçe ise 10.sırada. Yılmaz Hoca'nın Kasımpaşa'sı ise ilk altı hafta sıfır çektikten sonra öyle bir tavan yapmış ki , son 11 haftada 33 puanın 20'sini almış ; son 6 haftada ise Kayserispor'un ardından 2.liğe yerleşmiş. Daha da önemlisi ilk 6 haftada 1 gol atabilen lacivert - beyazlılar, son 6 haftanın ligdeki en golcü takımı olmuş. Hem de tam 15 gol kaydederek. Bu 6 maçın kolay maçlar olduğunu da zannetmeyin , kendi sahalarında Trabzonspor'u ve Kadıköy'de Fenerbahçe'yi de 3'er golle uğurlamışlar..


Futbolumuzdan eksik olmasın diyeceğim adamlardan biri Yılmaz Vural, ama daha çok renkli kişiliği ile ön plan çıktığı için..Verdiği demeçler, maç sırasında oyuncularıyla kurduğu ilginç diyaloglarla..Büyük takımların başına geçme isteğini de sürekli açık açık dile getirse de, tavır ve sözleri sportif başarı ve teknik adamlik becerilerinin önüne geçtiği için bu tarz bir değerlendirmeye dahi alınmıyor. Bence alınmamalı da..
Yine de eksik olma YılmazPAŞA..

İmza : Gürsel Güvenç


23 Kasım 2009 Pazartesi

102


Bu yukarıdaki sayı çok ilginç bir istatistiğin ifadesi aslında..

Fenerbahçe'nin son 3 sezonda kaybettiği toplam puan sayısı 102..

102'yi başka nasıl anlatsak ;

Turkcell Süper Lig'de 18 takım var ; senede 34 maç eder , her kaybettiğin maç için 3 puan kaybetme hesabını yaparsak 102 puan kaybetmek 34 maç kaybetmek demek..

İlginç değil mi ; bütçesi dünyada 22.sırada yer alan , Türkiye Ligi'ndeki ezeli rakipleri hariç diğer takımların 8 - 10 katı değerindeki Fenerbahçe 3 sezonda koskoca 1 sezonu mağlup geçiriyor.

Bu istatistiğin Galatasaray'ı da Beşiktaş'ını da bulup sizinle paylaşacağım ama bundan çok farklı olmayacaktır.

Buradan çıkarılması gereken de , büyüklerin transfer politikalarındaki yanlışlıklar ve boş yere harcananın milli servet olduğudur.

18 Ekim 2009 Pazar

2009-2010 Sezon Başı Gözüme Çarpanlar

Turkcell Süper Lig'de 9 hafta geride kaldı. Fikir edinmek için yeterli sürenin geçtiğini düşünüyorum.

Hep 3 büyükler merkezli yorum ve yazılar okuyoruz. Ben de bu sezonun başında gözüme çarpan, sezonun geri kalanında da etkili olacağına ve ligin kaderinde rol oynayacağına inandığım isimlerden bahsedeyim ;



Ertuğrul Sağlam : İyi bir teknik adam olduğunu Bursa'da da ispatlıyor. Kayseri'de çok başarılı ve büyüklere meydan okuyan , sürekli başa oynayan bir takım yaratmıştı. Bu başarısı O'nu Beşiktaş'a götürmüş, orada da sonuç ve futbol olarak başarısız olmasa da daha önceki yazılarda sıkça belirttiğimiz büyük takımlarda çalışmanın teknik adamlığın iyiliğinin yanında başka özellikler de gerektirmesi nedeniyle ayrılmak zorunda kalmıştı. Beşiktaş'tan sonra gittiği Bursaspor'da da daha geçen sezonun son çeyreğinde fark yaratmış , UEFA'yı zorlamıştı. Bu sezon da aynı çizgiyi sürdürüyor ve zirve ikilinin hemen arkasına yerleşmiş durumda.



Thomas Doll : Ligimizin gördüğü kaliteli yabancı hocaladan biri. Kendisinin Bundesliga'da iş bulamama ihtimali de yok aslında ama yine bir İlhan CavCav başarısı olarak G.Birliğî'nin başına geldi bu sezon. Son 8 yılı uykuda geçiren G.Birliği'ni diriltti ve yine yukarılara oynayan, kolay kolay yenilmeyen bir takım haline getirdi. 2.haftadaki Beşiktaş maçında ligin en iyi Anadolu takımı olur dediğim G.Birliği çizgisini bozmadan devam ediyor.

Bu haftaya kadar ilgimi çeken , sizin de gözünüzden kaçtıysa takip edin diyeceğim oyuncular da şöyle :

Harbuzi (Gençlerbirliği)
Julio Cesar (Gaziantepspor)
Kahe (Gençlerbirliği )
Mustafa Pektemek (Gençlerbirliği)
Cangele (Kayserispor)
Hurşit (G.Birliği)
Turgay Bahadır (Bursaspor)
Volkan Şen (Bursaspor)
Simpson (Manisaspor)
Furkan Özçal (Kayserispor )

Bu adamlar takımları adına önemli işler yapıyor ve maçların skorunu değiştiriyorlar. Zaten bakarsanız hep üst sıralara oynayan Kayseri , Gençlerbirliği ve Bursaspor ağırlıklı bir tablo..

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ankarasapor : 0 - Neeskens+Rijkaard : 2


GS'ın bu sene teknik heyeti var ; direktör değil, heyet..
Geçen sene bırakın heyeti , teknik direktörü bile yoktu.

60 ile 70 arasında 3 oyuncu değiştirdi Rijkaard ; hadi Kewell'la Nonda'yı herkes değiştirirdi bitik Elano ve savruk Baros'la ama sahanın en iyisi Keita'yı hayatta değiştirmezdim Aydın'la..Olayı kenardan bitirdi Galatasaray. Kewell attı ,sonra bana nazire yaparcasına süper oynayan Aydın da kendisini göndermek isteyen herkese nazire yapan Nonda'ya attırdı. 3 oyuncu 2 golü yarattı..

Kornerlerin hepsine Galatasaraylı futbolcular vurdu , sadece 1'i gol oldu.
Serbest vuruşlarda çeşitli farklı varyasyonlar denendi ;
Gereksiz kart görmeler azaldı ;
Goller çoğaldı;
Kulübedeki herkes oyuna girdiği andan itibaren verimli olabilmeye başladı ;
Oyuncuların duruşu, vücut dili değişti ;
Çünkü Galatasaray'a bir teknik heyet geldi.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

3 / 34


Lig uzun bir maraton uzun olmasına ama başlangıçlar da fikir veriyor tabii. Bugünden söylüyorum ;Galatasaray ile Fenerbahçe arasına üçüncü bir takım bu sezon giremez. İkisi , 3 yıl önce olduğu gibi atbaşı giderler , puan rekoru kırarlar, hangisi bir kalem daha az hata yaparsa o şampiyon olur..

Cumartesi renksiz takımın renksiz maçıyla başladı hafta. Maçın renksiz tarafı geçen seneden hatta geçen 5 seneden çok daha iyi bulduğum G.Birliği'ydi. Maçı bir takım kazanmalıydı desek bu takım onlar olurdu ama Ümit Karan'dan beri bir santrafor bulamadılar adam gibi; hep aynı tip, deli fişek , sağı solu belli olmayan ama kesin bir gol vuruşu hiç olmayan forvetlerle götürmeye çalışıyorlar işi; olmuyor tabii. Kahe'yle Mustafa Pektemek de son iki temsilcisi bu ekolün. Yine çok çok iyi bir orta saha oyuncusu almış CavCav ;İsveçli Harbusi. Ligin yıldızlarından biri olur, Troisi2yi de kaptırmasalar Kayseri'ye müthiş ikili olurlardı. Bu kötü maça bir paragraf yazı yazdım , onda da Beşiktaş'tan bir cümle yok..Lafını edecek birşey yok da o yüzden. Sistem sıkıcı , uygulayanlar sıkıcı ,insanı heyecanlandıracak , takımı karşı kaleye taşıyacak bir tane adam yok. Var olanlar da ya sağ açık , ya sol açık..Yani yanlış zaman, yanlış insan modeli. Mustafa Hoca zaten bugünleri görmüştü , yazın sözleşme imzalamama çabaları da bundandı, Fatih Terim'in Milli koltuğu boşaltmayı beklemesi de..İki haftaya Galatasaray maçı var Sami Yen'de ;o maçın üstüne Denizli'den bir kehanet gelir bence;

" Şu hafta neyin ne olacağını hep beraber şurda görceğiz , ondan hiç şüphem yok"

Bu sene tutmaz gibi Mustafa Hocam senin kehanetler de..



Pazar akşamı ise Galatasaray'ın tarifeli seferi vardı Sami Yen'de..Vasat bir futbol oynadı 2288 formalılar ama skor tabelası yine 4 yazıyordu Galatasaray'ın hanesine. Galatasaray tarihinin en iyi kadrosu diyebilirim bu kadroya. Tarihin en iyi takımı olma yolunda da bu kez 4 sene beklemeyecek gibi, hızlı adımlarla takım da oluyorlar. Arda, kaptanlığın, aldığı paranın , giydiği 10 numaralı formanın, herşeyin hakkını fazlasıyla veriyor. Keita 4-3-3 sisiteminin Galatasaray'da uygulanabilme sebebi. Elano da pastanın üzerindeki krema..Dün oynayan 11'in 8 oyuncusu da yerli. Bu da ayrı bir avantaj. Böylesi bir kadronun içinde yerli çoğunluğunun olması her zaman başarının anahtarlarından biri. Adnan Sezgin'in hiçbirşeye karışmaması veya karışamaması ise en büyük avantaj..

28 Nisan 2009 Salı

TepeTaklak


Galatasaray tarihinin en iyi 2 - 3 kadrosundan birini, hem de ligin devre arasından bugüne kadar geçen kısa sürede bu hale getirebilmek hakikaten konuşulması gereken bir başarıdır.

Daha Aralık ayında Galatasaray Ankara takımlarıyla oynadığı 3 maçlık seriyi bir düzine gol atarak, halı sahada oynarmışçasına pas yaparak , atraktif bir futbol oynayarak kazanmış, Beşiktaş'ı dağıtmış, Alman ve Portekiz lig liderleri Benfica ve Hertha'yı kendi sahasında sahayı dar ederek yenmişti.

Lincoln , Kewell , Arda , Baros dörtlüsü tutlamaz bir hücum hattı ,
Servet , Meira iyi bir defans göbeği ,
Ayhan , Mehmet Topal ve Barış da takımın dinamizimi için gereken askerler olarak görevlerini başarıyla yapıyordu.

Sadece ligdeki istatistiklere bakarsak :

Lincoln 8 gol , 11 asist
Kewell 6 gol , 5 asist
Baros 12 gol , 3 asist
Arda 4 gol , 5 asist..

İkinci devre Galatasaray'a sihirli bir değnek değdi ama geriden !!
Adnan Polat merkezli , Adnan Sezgin güdümlü , Galatasaray'dan Galatasaray'a atılan bir bomba gibi..

Önce hakemler üzerinden Federasyon'u suçlama çabaları,
Sonra Skibbe'nin zamansız gönderilişi (O da hata yaptı tabi ama göndereceksen iyisini getireceksin)
Sonra ve en önemlisi de Bülent Korkmaz'ın takımın başına getirilişi..
Olmaz abicim, Bülent Korkmaz Galatasaray'ın hocası olamazzz..

Nerede kendini ispatlamış ,
Hangi büyük hocanın yanında birkaç yıl yardımcılık yapmış,
Hangi takımın başında birkaç yıl kalıp kendi sistem ve otoritesini kurmuş,
Hangi büyük yıldızı ve yıldız kaprsilerini yönetmiş,



Daha birinci maçında ropörtaj verirkenki duruşu bile Galatasaray'ın hocası değilim der gibiydi..

Oynanan her maç bunu ardı ardına belgeledi.
Galatasaray belki de 2000'den beri en iyi futbolu oynayabilecek kapasitedeki Galatasaray; Anadolu takımından daha az heyecan veren , zar zor gol atabilen veya atamayan , pozisyon zenginliği olmayan , kabız bir takım oldu;
Lincoln söndü, bitti, kül oldu;
Şiş de yandı ,kebap da..

Şimdi bir seneyi daha kaybetmemektir Galatasaray yönetiminin tek görevi;
Bunun yolu da değişime devamdır; ama Galatasaray'ın ağırlığını kaldırabilecek bir hocayla.

21 Nisan 2009 Salı

Beyler Ayıp Oluyo


Harbiden olmadı.
İnsan meslektaşlarını bu kadar rencide eder mi yaa..

Aynı gece iki futbol ülkesinin kupa yarı final maçları oynanıyor , biz de ikisini de izleyebilen şanslı futbolseverler olarak oturuyoruz televizyon başına.
Ya kardeşim ikisi de futbol , top aynı , kurallar aynı..
Bir maçtakiler Avrupa 3.sü Türkiye'nin lideriyle 100 milyon Euro'luk takımı,
Diğerleri Avrupa Kupası'na katılamamış İngiltere'nin kalburüstüleri,
İyi kötü formalar da adidas nike falan,
Ama sonuçta ortaya çıkan şeyler siyahla beyaz kadar farklı.
Birinde uyursun şöyle tatlı tatlı spikerin statik sesiyle ,
Diğerinde 3 gündür uyumuyo olsan kalkarsın zorla yine göreyim şu festivali diye..

Liverpool zaten abarttı , futbolunu kabarttı..Arshavin bir maçta 4 golü , hem de Liverpool'a atmayı başardı.



Öbür taraftaysa, Sivas'ın bir atağı vardı ,top iki kez direkten geri geldi ,Fener'in atak yapmaya mecali yoktu, Sivas'ın da o Fener'i elemeye..


Maçın tek ilginç yanı vardı ;maçtan sonra Fenerbahçe taraftarlarının "Bu sene şampiyon Anadolu'dan" diye bağırması..Can çıkmış , umut kesilmiş..

13 Nisan 2009 Pazartesi

Sapına Kadar Derbi


Bazı oyuncular futbol sahalarımızda olmaya devam ettiği ve kamuoyu , taraftar , teknik adamlar bu hareketleri alkışlayıp , oyuncuları bayrak yaptığı sürece dün akşamki görüntüler hep tekrarlanır , iyiye değil kötüye gidiş olur diyorum.


Neyi tartışıyoruz? Niye sinirliyiz?

GS taraftarı kazanılan her önemli maçtan sonra Sabri'yi orta sahaya şeflik yapmaya çağırmıyor mu?

Hocasına küfür eden , arkadaşlarını sevmeyen ve sevilmeyen , takımının başarısını umursamayan, milyonlarca doları alıp yatan Lincoln'ü hala oyuna girsin diye alkışlamıyor mu?


FB taraftarı ve camiası Türk futbolunun TERBİYESİZ adamı Emre Belözoğlu'nu bağrına basmıyor mu? Ya Fatih Terim!! O'nu Milli Takım'da oynatmaya , kaptan yapmaya devam etmiyor mu? Emre'nin sevmediği veya tartıştığı oyunculara da Milli Takım kapılarını kapatmıyor mu?

Bu Lugano 3 senedir karşı karşıya oynadığı her insanı bezdirse de, her maçı katletse de taraftar ve kamuoyu O'nu FB'nin semboli yapmıyor mu?


Bu Volkan stresi yüksek her maçta , Milli Takım ve Fenerbahçe'de olayların baş aktörü değil mi? O'nun salaklığından Avrupa Şampiyonası'ndan elenmedik mi? Daha geçen sene Ali Sami Yen'de Lincoln'le dövüşmedi mi? Maçtan sonra Kadıköy'de böyle şeyler olmuyor diye açıklama yapmış , Kadıköy'de tribünlere yönelik senin yaptığın terbiyesizliği yapan oldu mu peki? Veya, Kadoıköy'de Fener'li bir oyuncuya arkadan kafa atan, üstüne yürüyen!!


Bu Emre Aşık zaten her maçın olay adamlarında değil mi? Her olayın arkasında direk veya dolaylı olarak yok mu?

Başkanlar , sizler değil misiniz her başarısızlığın faturasını başkasına kesmeye çalışan, taraftarı kandıran , gerginliği artıran ??


Kına Yakın Şimdi..
Hatta yaksaydınız zaten uzun zamandır..

Futbol da yandı zaten bütün bunların arasında..
Derbi benim için bir jilet markasıdır artık , daha da gitmem !!

6 Nisan 2009 Pazartesi

Beşiktaş Manzaraları

Beşiktaş taraftarının olaylı biten ve çok tartışılan Cumartesi yürüyüşüne katılan siyah beyaz bir arkadaşımın objektifinden olay yeri manzaraları..





16 Mart 2009 Pazartesi

Keramet Kramponda


Perşembe günkü entry'de size fırından taze çıkan kramponları Colman ve Alanzinho'nun giyeceğinden bahsetmiştim. Bir daha çıkarmazlar heralde diyorum. İkisine de oldukça uğurlu geldi yeni ayakkabılar. Alanzinho Türkiye'ye geldiğinden beri en etkili oyununu bir gol, bir de asistle süslerken , Colman'ın golü de muhteşemdi.


Ne garip iş şu benimkisi yaa , insan kendi takımını vuran silahları kendi elleriyle özene bezene düşmana verir mi!!!

23 Şubat 2009 Pazartesi

FLAŞ FLAŞ FLAŞ ..Skibbe Raus!!


Evet, beklenen haberi veriyorum.

Az önce Florya'dan aldığım habere göre, Skibbe eşyalarını toplamış , oyuncularla vedalaşmış..Henüz açıklama gelmedi yönetimden, bakalım yerine kim gelecek?
Cevat Hoca zaten oralarda..
Hagi de ne tesadüf ki bugün Floryadaymış..

Hayırlısı..

22 Şubat 2009 Pazar

Skibbe'nin İstatistikleri


Steau Bükreş'e elenerek Şampiyomlar Ligi tarihinde ilk kez öne elemede kupaya veda edilmesi ;
Kayseri'nin tarihinde ilk kez Sami Yen'de puan alması;
Sivas'ın Galatasaray'ı tarihinde ilk kez yenmesi,sonra da ilk kez kupadan elemesi;
Antalya'nın tarihinde ilk kez sahasında Galatasaray'ı yenmesi ;
11 yıl sonra Galatasaray'ın sahasında 5 gol yemesi...
Bir oyuncudan lig tarihinde ilk kez 4 gol birden yenmesi ;

İşte bu tarihi ilkler hep Herr Skibbe'nin döneminde yaşandı..
Alman Hoca geriden tarih yazdı..