Premier League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Premier League etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2011 Salı

Premier League'de Ocak Harcamaları

Premier League'de ara transfer dönemi, yaz transfer dönemini aratmadı..
Chelsea, Liverpool, Aston Villa gibi önemli takımlar ligin ilk devresinde büyük hayal kırıklığı yaratınca ara transferde açıklarını kapatıp 2.yarıya yeni umutlarla girme yolunu seçtiler.

İngiltere'de ara transfer çılgınlığının toplam bilançosu 225 milyon pound oldu. Bu rakam, geçtiğimiz sene Ocak ayında sadece 29 milyon pound'du. Bundan önceki rekor ise 2008 Ocak'ında harcanan 175 milyon pound'du.



Toplam transfer harcamalarının bu boyuta ulaşmasında transferin son günü önemli bir etken oldu. Liverpool ve Chelsea tarafından transferin bitmesine saatler kala sonlandırılan 4 transferin toplam bütçesi tam 125 milyon pound oldu ; zaten İngiliz takımlarının Ocak ayında haracadığı toplam paranın %80'ini de 4 takım ; Liverpool,Aston Villa,Chelsea ve Man.City; harcadı. Bu 4 takım hariç 10 milyon pound'un üzerinde harcama yapan takım da olmadı..

Luis Suarez : Ajax'tan Liverpool'a 22,6 milyon pound
Andy Carroll : Newcastle'dan Liverpool'a 35 milyon pound
Fernando Torres : Liverpool'dan Chelsea'ye 50 milyon pound
David Luiz : Benfica'dan Chelsea'ye 21,4 milyon pound


Premier League'de ara transfer döneminin diğer ilginç imzaları da şöyle :

Pienaar : Everton - Tottenham
Edin Dzeko : Wolfsburg - M.City
Darren Bent : Sunderland - Aston Villa
Michael Bradley : M.gladbach - Aston Villa
Jean Makoon : Lyon - Aston Villa
Paul Konchesky : Liverpool - Nottingham Forest
Dany Sturridge : Chelsea - Bolton
James Beattie : Rangers - Blackpool
Andy Reid : Sunderland - Blackpool
Sergei Kornilenko : Zenith - Blackpool
Obafemi Martins : Zenith - Birminghma City
Tuncay Şanlı : Stoke City - Wolfsburg
StepheN Ireland : Aston Villa - Newcastle
Eidur Gudjohnsen : Stoke - Fulham
Jermaine Jones : Schalke - Blackburn
Santa Cruz : M.City - Blackburn

27 Ekim 2009 Salı

Millwall'lu Galatasaraylılar


Millwall taraftarları İngiltere'nin en agresif ,en holigan ruhlu taraftar gruplarından biri hatta ilki olarak bilinir. Hatta, Millwall'un en ateşli taraftar grubu "Bushwackers"ın maçlardan önce ve sonra neler yaptığı, kavgaları ve futbola, taraftarlığa bakış açıları da " Football Factory " adlı roman ve bu romandan uyarlanan filme konu olmuştur.



İşte bu aynı Millwall bu sezon İngiltere 1.Ligi'nde mücadele ediyor ve hafta sonu tanıdık bir ekip , Leeds United ile kendi sahaları The Den'de karşılaştılar.

Maçtan ajanslara düşen haberin başlığı ise :

" Millwall , Galatasaray forması giyen taraftarını bulup cezalandıracak "

Böyle bir reputasyon sahibi olmak ne kötü gerçekten..
Üstünden 9 yıl geçti ama Avrupa futbol kamuoyunda , özellikle de İngiltere'de Galatasaray taraftarları ve dolayısıyla Türkler hala katil , bıçakçı taraftarlar olarak anılıyor ve bu böyle de gidecek.

Millwall taraftarı da , rakip Leeds'lileri kızdırmak için giydiği Galatasaray formasıyla birisini bıçaklar gibi hareketler yapmış ve Leeds taraftarı çileden çıkmış. Millwall yönetimi şimdi kamera görüntüleriyle tespit edilen bu taraftarı arıyor ve stada girişini yasaklamak ve ceza vermek için gerekli işlemleri yapıyor.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Liverpool 2 - Man. United 0


Rafa Benitez, sir Alex Ferguson'u 3.kez üstüste devirdi dün akşam. Hem de Liverpool son 4 resmi maçını kaybetmiş, bu süreçte moral olarak dibe vurmuş ve sahaya can damarı, kaptanı Steven Gerrard'dan mahrum çıkmışken..

Müthiş bir mücadeleydi öncelikle..İnanılmaz yüksek bir tempo , üst düzey bir mücadele ve son anına kadar bitmeyen bir heyecan. İki takım da dünyanın en iyi 5 takımından 2'si gibi oynadılar.


Liverpool'a maçı inanılmaz disiplinli ve iyi oynayan savunmacılarının performansı getirdi. Yaşlı kurt Jamie Carragher olağanüstüydü, Agger de öyle. Rooney ve Berbatov fazla bir delik bulamadılar son 20 dakikaya kadar. Son 20 dakika büyük bir baskı kurup pozisyonlar ürettiler ama atamayınca kontrada yakalandılar Ngog'a..

Mascherano orta sahayı sırtladı , hem top kaptı hem de tüm kaptıklarını olumlu kullandı. Benayoun da bu sezon iyice yıldız futbolcu olma aşamasını kaydetti. Liverpool'u orta sahadan atağa götüren adam oldu. Tek sorunu hala topla biraz fazla oynaması. Torres bir takımın forvetten beklediği herşey ve daha fazlası.

Bir de balon konusu vardı yine yeşil çimde ; Manchester taraftarları Liverpool'un geçen hafta Sunderland'den yediği gole gönderme yapmak için deniz toplarıyla gelmişlerdi maça..Özel güvenlikler bütün maç o deniz toplarını sahaya attırmamak , atılanları da patlatmakla meşguldü..

Liverpool ve Benitez hayata döndü bu maçla ;
You'll Never Walk Alone !

19 Ekim 2009 Pazartesi

12.Adam Dediğin


Cumartesi günü televizyon başında 30 yıldır yaptığım gibi futbol izliyordum.
Premier League'deki Sunderland-Liverpool maçı açıktı. Maç 0 - 0 devam ederken inanılmaz bir gol attı Sunderland. Aslında Sunderland attı bile diyemeyiz çünkü golde Sunderland'li oyuncular kadar Sunderland'li minik bir taraftarın da payı vardı.

Daha sonra göreceğimiz üzere, Sunderland kale arkasındaki bir ufaklık elindeki balonu sahaya fırlatıyor, balon Liverpool ceza alanına düşüyor ,gelişen Sunderland atağında da atılan şut kalenin yanından dışarı gitme yolundayken ufaklığın attığı balona çarpıyor. Balon bir yana, top bir yana ama daha da önemlisi Reina da balona atlıyor. Sonuç top Liverpool ağlarını taraftarın asistiyle buluyor. Hakem de golü veriyor.



Tabii, maçın iptali gündemde İngiltere'de. Sahada yabancı bir madde bulunmasına dair yönetmelik var sonuçta. Hakem balonu da toptan mı saydı nedir ?

21 Nisan 2009 Salı

Beyler Ayıp Oluyo


Harbiden olmadı.
İnsan meslektaşlarını bu kadar rencide eder mi yaa..

Aynı gece iki futbol ülkesinin kupa yarı final maçları oynanıyor , biz de ikisini de izleyebilen şanslı futbolseverler olarak oturuyoruz televizyon başına.
Ya kardeşim ikisi de futbol , top aynı , kurallar aynı..
Bir maçtakiler Avrupa 3.sü Türkiye'nin lideriyle 100 milyon Euro'luk takımı,
Diğerleri Avrupa Kupası'na katılamamış İngiltere'nin kalburüstüleri,
İyi kötü formalar da adidas nike falan,
Ama sonuçta ortaya çıkan şeyler siyahla beyaz kadar farklı.
Birinde uyursun şöyle tatlı tatlı spikerin statik sesiyle ,
Diğerinde 3 gündür uyumuyo olsan kalkarsın zorla yine göreyim şu festivali diye..

Liverpool zaten abarttı , futbolunu kabarttı..Arshavin bir maçta 4 golü , hem de Liverpool'a atmayı başardı.



Öbür taraftaysa, Sivas'ın bir atağı vardı ,top iki kez direkten geri geldi ,Fener'in atak yapmaya mecali yoktu, Sivas'ın da o Fener'i elemeye..


Maçın tek ilginç yanı vardı ;maçtan sonra Fenerbahçe taraftarlarının "Bu sene şampiyon Anadolu'dan" diye bağırması..Can çıkmış , umut kesilmiş..

16 Nisan 2009 Perşembe

Hillsborough


15 Nisan 1989'da Liverpool ile Nothingham Forest takımları FA Cup yarı final maçını oynamak için Sheffield Wednesday'in stadı olan Hillsborough'nun çimlerine çıkmıştı.

Bu stad her sene FA Cup'ın yarı final maçlarına ev sahipliği yapıyordu. Maçlarda her iki takım taraftarlarını hem birbirinden hem de sahadan ayıracak uzun demir parmaklıklar kullanılıyordu ve daha önce de bu stadda seyirciler ezilme tehlikesi geçirmişti.

Maça daha çok Liverpool taraftarı geleceği bilindiği halde, Liverpool seyircilerine stadın daha küçük olan tarafı ayrılmıştı. Liverpool taraftarları kendilerine ayrılan yeri doldurmuştu, dışardan da akın akın gelmeye devam ediyorlardı. Kapılarda oluşan sıkışmalar artmaya başlamıştı ama kapıdan giremeyenler de geri dönemiyorlardı. Maçın başlamasından 8 dk.sonra tribündeki ve kapılardaki taraftarların basıncına dayanamayan tribünün ön tarafındaki küçük demirler kırılıp taraftarlar açılan geçitten kendilerini sahaya atmaya başladılar. Bu süreçte yaşanan arbedede 96 Liverpool taraftarı sıkışarak , boğularak , ezilerek hayatını kaybetti. 1985'te de Heysel faciasını yaşayan Liverpool taraftarları 5 sene sonra bu ikinci acı olayla sarsıldı.

Olayın üstünden hazırlanan Taylor Raporu , facianın polisin hatalı tutumu ve taraftarların stada alınması sırasındaki yanlış organizasyonu nedeniyle yaşandığını açıkladı.

Bu olaydan sonra , İngiliz stadyumları büyük bir revizyona girdi. Tüm stadlar tamamen koltuklu hale getirildi ve insanlarla saha arasındaki bariyerler kaldırıldı.

İşte Liverpool taraftarları geçtiğimiz hafta her sene 15 Nisan'da olduğu gibi yine bu hazin olayda vefat edenlerin anısına Anfield'da tören düzenledi. Törene 28.000 kişi katıldı. Aynı akşam Liverpool Chelsea deplasmanında Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanş maçına çıkarken de Hillsborough unutulmamıştı. Taraftarlar takımlarını desteklerken hayatını kaybeden renkdaşlarının anısını Chelsea'nin Stanford Bridge'inde de yaşatıyordu.


En anlamlı olanı ise elinde atkısıyla ölenlerin anısına saygı gösteren Liverpool'un tarihi ezeli rakibi Everton taraftarıydı.


Gözlerimin önüne Türkiye'den saygı duruşları, anma törenleri geldi geçti. Bizim de böylesi medeni ve vefalı olabileceğimiz , ezeli rakibimizin anısına saygı durabileceğimiz günler gelir mi diye bir düşündüm!
Sonra, birbiriyle dost gözüküp sonra boğazına sarılan Milli Takım futbolcuları girdi resmin içine..Düşümden ayrı kaldım..

13 Nisan 2009 Pazartesi

İkide İki

Geçen hafta ilk maçında ilk golünü atmıştı Macheda , Manchester'ı galibiyete taşımıştı.

Bu da ikide iki oldu..17'lik İtalyan oyuna girdikten 1 dakika sonra bu sefer de Sunderland maçını çeviren golü attı..

5 Nisan 2009 Pazar

İlk Gece


Dün akşamüstü bir futbolcunun kariyerinin ilk maçı için rüya denilebilecek bir maçla başladı Macheda profesyonel futbol kariyerine..

22 Ağustos 1991 Roma doğumlu Federico Macheda , Lazio Futbol Akademisi'nde yetişti ,kendi jenerasyonu içerisinde İtalya'nın en gelecek vadeden oyuncusu olarak gösterilirken , 1 Eylül 2007'de Mancehster United Macheda'yı renklerine kattı. Önce Manchester'ın U 18 takımında , bu sezon da Ole Gunna Solskjaer'in çalıştırdığı reserve takımında sıraladı gollerini. Daha geçtiğimiz hafta, reserve maçında Newcastle'a hat- trick yapmıştı ve bu performansı O'na efsanevi Old Trafford'un kapılarını açtı.

Sir Alex Ferguson, şampiyonluk yolunda hayati önem taşıyan Aston Villa maçı için Macheda'yı kadroya aldı. Maç 80. dakikada hala 2 - 2 gidince de Macheda'yı oyuna sürdü. Dakikalar 92.30'u gösterirken , Macheda belki de hayatını garanti altına alan, hem de bunu kariyerinin ilk resmi maçının 10.dakikasında yapan bir gol attı. 38'lik Giggs amcası'ndan pası alan 17'lik Macheda harika bir kontolle rakibini geçip Hakan Şükür'ün Leeds'e attığı gol tarzı bir vuruşla Friedel'i mağlup etti, Manchester United'ın belki de bu golle şampiyonluk kupasına tutunmasını sağladı.



Alex Ferguson da yeni bir yıldız bulmuş olmanın keyfiyle havalardaydı.

23 Mart 2009 Pazartesi

Uzun Vadeli Planlar


Liverpool muhteşem bir dönem geçiriyor. Bir hafta içinde dünyanın en iyi 5 takımından ikisi; Manchester ve Real'e içerde dışarda 4'er atmışlardı , dün de Aston Villa'ya 5 attılar. Şu anki tek problemleri teknik Direktörleri Rafael Benitez'in kontrat uzatma görüşmeleri. Onu da taraftar çözmüş yukardaki pankartla. Benitez, maçtan sonra yaptığı açıklamada, kafasındaki karmaşık düşünceleri Liverpool'un içerde, dışarda tüm maçlarında stadyumda gördüğü yukarıdaki pankartın sildiğini söylüyor ;

"Her Zaman Mümkün"

Toplum olarak uzun vadeli planları sevmiyoruz. Böyle bir kararlılık, disiplin ve en önemlisi sabrımız yok. Her yeni gelenden hemen başarı bekliyoruz. Gelecek dönemde daha istikrarlı başarılar elde etmek adına bugün yapılması gereken hiçbirşeyi yapmıyoruz, yapana da yaptırmıyoruz.

Alex Ferguson Manchester United'da 22.senesini doldurdu. Arsene Wenger de Arsenal'in başında 14.yılında..

Manchester'lı bir gencin tanıdığı bildiği tek teknik adam Sir Alex. Hep mi şampiyon oldu? Hep mi başarılıydı? Şöyle bir saptamada bulunayım ; Ferguson'un Manchester'ın başındaki 22 yıllık dönemde galibiyet oranı %57. Yani, SIR Alex bile takımının başında çıktığı her 2 maçtan birinde puan kaybetmiş. Manchester United'ın baçına geçtiği 1986'dan 1993'e kadar; yani 8 sezon şampiyonluk yaşatamamış , o dönemde sadece 1990'da bir tane Kupa Galipleri Kupası almış. Türkiye'de bir teknik adamın başarı kredisi veya onun için bir karar verilmesi için gereken süre ise 8 maç bile değil..Bunu da geçtim , başarılı bir teknik adamın bile 8 aylık ömrü garantide değil.

Burada bir yanlışlık olduğu , bu yanlışlığın da bizim kafamızda olduğu apaçık. Sürekli köklü yapısal değişiklikler yaparak istikrarlı başarılar elde etmek mümkün değil. Bunun saha tarafını geçtim , ekonomik olarak kuvvetli bir yapı sağlamak da mümkün değil. Her yeni teknik kadro kendi transferlerini yapmak ister, kendi ekibini getirir , kendi malzemelerini ister vsvsv..Eskinin kalanlarının tazminatı , bedelsiz gönderileni falan da eklersen her sene kulübün tapusunu verirsin demektir.

Uzağa gitmeye gerek yok..Kendi ülkemizde başarı diye adlandırdığımız tüm olaylar da istikrarı yakalayabildiğimiz az zamana denk gelir. Galatasaray'ın 2000 başarıları, Fatih Terim ve yönetim kurulunun 4 yıllık çalışmalarının meyvesiydi. Keza Milli Takım'ın başarıları da Piontek'ten itibaren devam eden bir ekip çalışmasının ürünü..
Yönetimler, kendi başarılarının anahtarının da uzun vadeli planlardan geçtiğini artık anlamalı. Altyapısı olmayan başarıların bugünü kurtarırken, yarının hedeflerini, beklentilerini büyütmekten ve takımı daha büyük bir kaosun içine atmaktan başka bir işe yaramadığını görmeli..

10 Mart 2009 Salı

Dean Saunders


Çok severdim , Galatasaray'a geldiğini duyduğumda ilk başta inanamamıştım. Çok iyi hatırlıyorum, 1995 Haziran ayıydı , babamla sezon açılışına gitmiştik(sezon açılışı olayı vardı yaaa!); Saunders apar topar açılışa yetiştirilmişti. O kadar apar topar ki , karısı Shelley Webb daha sonra yazdığı "Footballer's Wife" adlı kitapta bir haftasonu eşinin kendisini İstanbul'a tatile götürdüğünü, Pazartesi günü de o yıl yaşayacakları şehrin İstanbul olduğunu öğrendiğini söyledi..
Sonra fantastik goller attığı mükemmel bir sezon, Kadıköy'de bayrak olayının olduğu malum Kupa Finali'nin uzatma dakikalarında attığı ve kupayı getiren olağanüstü gol..
Halen Galler Milli Takımı'nda John Benjamin Toschak'ın yardımcılığı ile birlikte Wrexham takımının da teknik direktörlüğünü yapıyor.
Bir gün sarı-kırmızıya dönecektir..

Yaz Okulu


Bu yıl başarılı bir sezon geçiren ve Premier League'de 4.sırada yer alan Aston Villa,yaz tatilinde genç yıldızları Gabriel Agbonlahor ve Ashley Young'ı, 200 metrenin efsanevi sprinteri Michael Johnson'un Sprint Akademisi'ne eğitime göndereceğini açıklamıştı. İki oyuncu da yaz tatilinde arkadaşları Hawaii'den Malibu'ya eğlenirken kursa gidecekler..

Bunu duyan lider Manchester United da hemen daha iyisini bulmuş. Onlar da Cristiano Ronaldo'ya dünyanın en hızlı adamı Usain Bolt'u ayarlamışlar. Bolt, yazın Londra'da kalacak ve Ronaldo'ya özel ders verecek. Manchester, evladını öyle kursa falan göndermemiş, basmış parayı en iyi özel hocayı tutmuş. Ne dersiniz, çocuk sınıfı geçer mi?

3 Mart 2009 Salı

Pembe Krampon Olur da...

"Pembe" futbolun içine iyiden iyiye girmeye başladı..
Önce Nike'ın pembe kramponunu tartıştık bir süre..Kim giyer, kim giymez , giyen delikanlılıktan ödün verir mi..
Buyrun burdan yakın o zaman..


İngiltere'de Championship takımlarından Oldham Athletic, hafta sonu TV'den yayınlanan Leeds United maçına pembe formayla çıktı. Internet sitelerinin arka planı da tamamen pembe..Onların amacı ise yalnızca modaya uymak değildi.Onlar Pink-Link kampanyasına destek verdiler. Maçta giydikleri pembe formaların satışından kazanılacak parayı da kampanya için bağışlayacaklar..

Amaçları Victoria Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde çalışan personele hizmetlerinden dolayı bir teşekkür etmek ve göğüs kanseri ile mücadele için oluşan bu komüniteye katılmaktı. Pink - Link'e üye olan doktorlar, hastalar, hasta yakınları ve diğer konuya duyarlı insanlar göğüs kanserine karşı bilinci artırmak , bilgileri paylaşmak ve yardım toplayarak hastalıkla daha güçlü savaşabilmek için pembe temalı kampanyalar düzenliyorlar..

Oldham - Leeds maçı 1 - 1 bitti , Oldham Teknik Direktörü John Sheridan'ın maç sonrası pembe forma ile ilgili yorumu ise şöyleydi:
"Bir dahaki maçlara da pembe formayla çıkacağımızı sanmıyorum.."
Sosyal Sorumluluk da bir yere kadar di mi..

25 Şubat 2009 Çarşamba

Relegation Release Clause


Championship Manager'ın hayatımıza kattığı kavramlardan biridir "relegation release clause" ;
Meali ; "küme düşme halinde serbest kalma" olarak düşünülebilir..

Middlesborough'da oynayan Tuncay Şanlı'nın kontratında da bu madde var..
Enteresan bir durum akla geliyor tabii ki. Kontratında böyle bir madde olan bir futbolcu , takımının küme düşmesi halinde, oynadığı takımdan daha iyi takımlara bedelsiz olarak transfer olabilme şansını yakalıyorken nasıl bir halet-i ruhiye ile sahaya çıkar? Kişisel çıkarlarını mı düşünür yoksa takımı kümede kalsın diye terinin son damlasına kadar mücadele eder mi?

Tuncay Şanlı'yı iyi tanırım ,o her halükarda sahada ahlaklı mücadelesini sonuna kadar sürdürür..Yetmez de takım düşerse , o zaman yolun açık olsun Tuncay..