9 Mart 2009 Pazartesi

NBA - Oyunun Ötesi


Aslında olaya basit bakarsak , Turkcell Super Lig veya Beko Basketbol Ligi ile NBA arasında ne fark var ki? Birisi Amerika'nın Profesyonel Basketbol Ligi , diğerleri de Türkiye'nin profesyonel futbol ve basketbol ligleri..


Ama iki resim arasında bile dağlar kadar fark var di mi? Hatta ,iki resimin de bir basketbol lig maçı olduğunu söylemek bile zor..

NBA, markalaşmış, kendi başına marka olmuş bir organizasyon. Dünya üzerinde NBA markasının bilinmediği , takip edilmediği yer yok denecek kadar az. Peki, bu başarının sırrı ne? Bizim ligimizden, ya da Avrupa'daki diğer sportif organizasyonlardan ne farkı var?

Aslında, farklar çok büyük. NBA'in çoğumuzun bilmediği bir organizasyon yapısı var. Herşey öncelikle pazarlama değeri düşünülerek geliştirilmiş. Sportif rekabet , takımlar , oyuncular, koçlar, hakemler kısacası NBA'i oluşturan tüm unsurlar NBA markasının var olması, büyümesi ve duyurulması için kullanılan maaşlı çalışanlar gibi düşünülebilir esasen. NBA'de oynayan tüm takımlar aslında birer "franchisee". Yani, birer şirket. Tüm bu takımların(şirketlerin)logo,isim ve lisans haklarının kullanımı da NBA'e devredilmiş durumda.NBA, ligin(NBA markasının) değerini yükseltmeye çalışıyor ve ortaya çıkan büyük pastadan da tüm franchisee'lere kar payını dağıtıyor. Bununla beraber, ligde yer alan tüm takımların uyması gereken kuralları da NBA koyuyor ve takımların tamamı bu kurallara bağlı olarak transfer yapabiliyor , kadrosunu kuruyor , salonunu inşa ediyor ve ligdeki dişlilerden biri oluyor. Ama esas olan lokomotifin kendisi, yani NBA markası.

Bizde olduğu gibi kulüpler dernek statüsünde değil, şirket statüsünde ve ligde yer alan bu 29 şirket bir yandan bireysel olarak gelir elde etmeye çalışırken, diğer yandan da NBA markasının oluşturduğu daha büyük şemsiyenin altındaki daha büyük pastadan daha büyük dilimi koparmaya çalışıyor.
Mesela Los Angeles Lakers Çin'de kendi ürünlerini satan bir dükkan açmakla uğraşmıyor , bunu yerine NBA logolu tüm ürünleri satma ve pazarlama işini NBA organizasyonu yapıyor , dünyanın her yerinde lisansiyeler ile anlaşarak ürün geliştiriyor , bu ürünleri pazarlayacak distribütörlerle anlaşıyor , mağazalar açıyor , iletişim ofisleri kuruyor. NBA'in yayın haklarını dünyanın her tarafına pazarlıyor , NBA markası ile etkinlikler düzenliyor, sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunuyor ve tüm bunlar sayesinde NBA markası dünyanın en çok bilinen markalarından biri haline geliyor ve dünyanın her köşesinde tüketiliyor. Los Angeles Lakers takımı da, salondan elde ettiği bilet ve sponsor gelirlerinin yanında , NBA'in logosunu kullanarak sattığı ürünlerden elde ettiği global kazançtan da payını alıyor.

Basketbol sporu, sahada yaşanan rekabet, haftanın en güzel hareketleri, setler, koçlar, oyuncular hepsi birer aktör aslında..
Sektör eğlence sektörü , amaç ise insanlara eğlenebilecekleri ve zaman geçirebilecekleri ortamı yaratıp ekonomiyi büyütmek , yani bir spor için söylemeye dilim varmasa da "para kazanmak"...

NBA'in yanına , NFL , NHL , MLS ve Formula 1'i de ekleyebiliriz. Hepsinin yapısı birbirine benziyor. Tüm organizasyon ligin toplam marka değeri ve bilinirliğini artıracak regülasyonlar koyup ,global pazarlama gücünü artırma amacını güdüyor. Takımlar birer şirket, oyuncular birer çalışan, taraftarlarsa tüketiciler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder